Ahmet Cafer Celebiler Roportaji

Ahmet Cafer Celebiler Roportaji

Neslişah Kuvvet;
Merhaba Ahmet Bey.


Ahmet Cafer Çelebiler;


Merhaba Neslişah Hanım.


Öncelikle sizi tanıyalım. İstemeden okuduğunuzu belirttiğiniz kimya mühendisliği ve işletmenin yanında severek okuduğunuz tiyatro, edebiyat ve psikoloji bölümleri var. Bu farklılık hayatınızda oldukça zor bir dönemi oluşturmuş olmalı. Bize bu süreçten biraz bahsedebilir misiniz?


Kendimi tanıma çabasıyla geçen dönemdi, kendimi ve başkalarını. Güncel olayları, tarihi, edebiyatı, bilimi, sanatı algılamaya da çalışıyordum. Bilim dışındakileri algılayabildiğini sanabiliyor insan o bencil yaşlarda. O sıralarda bilimi algılamada çektiğim zorluğun aynası olarak aldığım düşük notları kendinden saklamak mümkün olmuyordu. Ne yapsam farklı olurum, ne yapsam daha iyi olurum denemeleri sırasında bu günkü gençlikten farklı olarak, ne yapsam daha çok para kazanabilirim tasası yoktu. Eski okul defterlerimden bir kaç tanesi hala yaşıyor. Hem kendimi, hem de aile fertlerini ve arkadaşlarımı acımasızca, sayfalarca analiz etmişim. Bu arama yıllarını çok hoş zamanlar olarak hatırlıyorum. Burslarım devam ettikçe arandım, eşelendim. Kim olduğumu anladım, kuvvetli yönlerimi saptadım.


Suudi Arabistan'da yaşamınızın bir bölümünü geçirmiş biri olarak, Türkiye - Suudi Arabistan arasındaki edebiyat eserleri ve okur oranlarının farklılıklarını bizimle paylaşır mısınız?


Suudi Arabistan’da edebiyat herhalde vardır. İngilizceye çevrilmiş bir roman veya hikaye kitabına hiç rastlamadım. İki yıl önce evlendiğim eşim ve 9 aylıkken Riyad’a gelen büyük kızımla yeni yerler, yeni yaşamlar, yeni dünyalar araştırdık, bulduk, ortaklıklarımızı ve sevgimizi pekiştirdik. O elli üç ay zarfında pek Türkçe okumadığımı da itiraf etmeliyim. En aşağı haftada bir roman okuyordum, bilim-kurgu, polisiye, macera ve soğuk savaş dönemi casus romanları. Birçok da film seyredip batı müziği dinledim. Tanıdığım Suudilerin de Türklerin de çoğu ciddi derecede okuma özürlüydü. Herhalde halen de öyleler.


Ailenin sizin için değerli bir kavram olduğu ve babanızın yolundan devam ettiğiniz ilk sayfalarda anlaşılıyor. Bu konu ile ilgili kitap harici söylemek istedikleriniz nelerdir?


Belki annemle babamın iletişim eksiklikleri yüzünden aile kavramı benim için daha önemli oldu. Babam Cumhuriyet öncesi gençliğinde Mevlevi ve Kadiri tarikatları arasında dolaştığından aşırı derecede kibar, ahlaklı, alçak gönüllü, kimseden talebi olmayan biriydi. İş Bankası bölge kontrolörlüğüne ek olarak Hollanda, Fransa ve Japonya’dan getirdiği tohumlardan çiçek yetiştirirdi. Türkiye’deki ilk çiçek mezadının ve İstanbul’daki ilk ziraat odasının kurucusuydu. Daha çok Fransızca ve İngilizce çiçek katalogları ile evdeki 19. yüzyıldan kalma zengin medrese kütüphanesinden kitaplar okurdu. Beni kitap okuma yönünden asıl etkileyenler, başta amcam Şair Asaf Halet Çelebi olmak üzere, halam ve kuzenim Suat Tahsuğ idi. Beylerbeyi’ndeki eski köşkte takriben on beş bin kitap vardı. Ve ben on yaşımdayken, bir kısmını İngilizce veya Fransızca olduğundan, diğerlerinin çoğunu ise vakit olmadığından okuyamamaktan dolayı kahrolurdum.


Kitabınız oldukça özgün bir çalışma olmuş. Kitapta yer alan fotoğraflar, resimler ve yazıların bir araya getirilmesi nasıl gerçekleşti?


Böyle bir kitap hep hayal etmiştim. Çocukken en sevdiğim kitaplardan biri Orman Cüceleri, başka bir tanesi de Alis Harikalar Diyarında idi. Şimdi anlıyorum ki bu kitaplar içlerindeki yazılardan çok, resimler yüzünden cazip gelmişti. Daha önemli iki neden de şu düşüncelerle ilgiliydi: 1. Resimli kitaplar daha çok satabiliyor. 2. Yazıların çoğu birkaç kere okunmadan algılaması zor yazılar ve fotoğraf, çizim veya karikatür ile desteklenmeleri algılanmalarını kolaylaştırıyor.


Kendi mimar kızlarımdan yeterli ilgi gelmeyince, bu sefer çizici araştırmaya başladım; tanıdıklardan, Doğan Hızlan gibi komşulardan yardım umdum. En sonunda, eskiden Bilim Merkezi Vakfı yönetim kurulundan arkadaşım olan Orhan Bursalı’ya sormak aklıma geldi. Sağ olsun, beni Cumhuriyet Gazetesi karikatüristlerinden Mustafa Bilgin ile tanıştırdı. Yirmi beş karikatür için kırk tane yazı verdim ve gördüğünüz muhteşem karikatürleri yaptı. Fotoğrafların üç tanesi dışında hepsi daha önce çekilmiş pozlardı. Kızlarım da lütfedip birkaç çizim ve fotoğraf verdiler.


İngilizce ve Türkçe yazılar bir arada. Örneğin “Başka Çelebinin Seyahatleri” bölümünde yer alan; Hayit Bükü / Datça, diğer gezi yazılarının içinde tek İngilizce olanı. Bunun özellikle bir sebebi var mı?


O yazıyı, Hayit Bükü’nde, Ogün’ün yerinde otururken, Ogün’ün annesinin Ogün’e ve 40 yaşlarında boğaz tokluğuna çalışan İskoçyalı Stuart’a bağırmasından etkilenerek yazdım. Belki yazıyı hemen Stuart ile paylaşma isteğiydi, belki de çoğu Türk okurun antik dönemler konusunda bilgili olmadıklarını düşünmemdendi. İçimde oluşan ilham çok çabuk bir şekilde resimden sözlere geçiyor. Bazı konularda Türkçe, bazen de İngilizce kelimeler geliyor aklıma önce. Kelimeler başka kelimeleri türetiyor, onlar yeni imajları ve yeni imajlar da tekrar kelimeleri.


Okurlarınızdan iki ayrı dil kullanmanızla ilgili olumlu ya da olumsuz ne gibi tepkiler aldınız?


Keşke tepki alabilsem. Genellikle tepkisiz ve yorumsuz bir toplumuz. İşin içinde ideoloji, politika, para, çekememezlik yoksa tepki de yok. Bunu dedikten sonra fikrimi değiştiriyorum: “İyi ki tepki yok.”


Genel olarak eğitim ve yaşanmışlıklar adına, Türk toplumundan bahsetmişsiniz. Sizinde bir eğitmen olduğunuz unsurunu göz önüne alacak olursak, bu kitabı özellikle okumasını istediğiniz belirli bir kesim var mı?


Bu kitap herhangi bir mesaj vermiyor. Umarım ki bu tür yazılardan ve sunumdan hoşlananlara erişir ve severek okunur.


Okurken düşünmeyi seven herkes için. Yazı stiline, hayat felsefesine, kültüre, düşünceye, farklı görüşlere, yaşama, insanlara, doğaya değer veren herkes için.


Zaten insanları kesimlere, çerçevelere, kutulara koymaktan hoşlanmıyorum ve kendilerini böyle kısıtlayanlara çok üzülüyorum. Irkı, dini, milliyeti, eğitimi, parası veya sosyal konumu için değil, “insan” olduğu için övünen insanlara yönelik hazırlandı bu kitap.


Hazırlamakta olduğunuz ikinci bir kitap daha var. Bu kitapta da ilk kitabınızda olduğu gibi fotoğraflar ve resimler yer alacak mı?


Muhakkak yer alacak, fakat başka mizanpaj ve formlar düşünüyorum. Eğer sigorta konulu kitap için sponsorluk bulursam Türkçe olacak yoksa İngilizce olarak ABD’de bastırmayı düşünüyorum. Diğer kitap ise Başka Çelebinin Seyahatnamesi olacak ve gene Düşler ve Görüşler’in Türkiye de satışı ve aldığı yorumlara göre burada veya ABD’de bastıracağım.


Peki kitapokuyoruz.com hakkında ki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?


Bu sorunuz üstüne araştırarak tanıştım sitenizle. Bu arada başkalarına da baktım. Takdire şayan bir farklılığınız var. Tasarım, sunum ve içinde dolaşma kolaylığı çok iyi. Böyle bir sitenin tanıtımı için ne yapılabilir bilmiyorum fakat daha fazla tanıtıma ihtiyacınız olduğu muhakkak. Özellikle üç büyük şehir dışında üyenizin azlığı tekrar Türkiye de kitap okuma konusundaki sorunlara dikkati çekiyor.


Son olarak okuyucularımıza söylemek istedikleriniz nelerdir?


Lütfen sadece ders diye, önemli kişiler öneriyor diye, çok popüler diye, klasik diye kitap okumayın. Hoşlandığınız kitabı okuyun İlk 20-30 sayfa sonra hala hoşlanmamışsanız bırakın, belki hoşlanabilecek başkasına verin. Sıkıntılarınızı unutturacak, isterseniz düşündürecek, isterseniz merak ettiklerinizi sunacak, isterseniz sizi başka diyarlara, hayal alemlerine taşıyacak kitaplar okuyun. Gece başucunuzda, uykudan önce ve/veya uykunuz kaçtığında seçebileceğiniz birbirlerinden farklı en az üç kitap bulundurun.


Röportaj için çok teşekkürler.


Ben de bana bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederim.



İrtibat & Düzenleme : Uğur ADSAY




Bilinçli Bir Toplum Adina! 2007-2011 KitapOkuyoruz.com
Sitedeki yazilarin tüm haklari ve sorumlulugu yazi sahiplerine aittir.
Yazilarin izin alinmadan kopyalanmasi ve kullanilmasi 5846 sayili Fikir ve Sanat Eserleri Yasasina göre suçtur
.
kitap ucuz kitap yeni kitaplar en çok satan kitaplar çok satan kitaplar Yemek Tarifleri


Takip Edilenler
Puanlananlar
Röportajlar
Yardim Bekleyen Okullarimiz (!)
Tesekkürler