Ali Karakus Roportaji

Ali Karakus Roportaji

Uğur Adsay;
Merhaba Sayın Karakuş.


Merhaba


Kitap yazmaya daha önceden karar vermiş miydiniz? Kişisel gelişim kitapları yazmanızda mesleğinizin rolü nedir?


Okulda derslerde her türde edebi metni yazmaktan sıkılıp korkan bir öğrenci iken bir gün yazdığım küçük bir dörtlüğü bir arkadaşımın beğenmesiyle kendimce yazmaya başladım. Başlangıçta çok seyrek yazıyordum. Ama yazdıkça yazmanın tadına vardım. Bir kere kendime sorduğum her soruya kendi içimden cevapların aktığını gördüm. Yazdıkça kendimi ve hayatı daha yakından tanıdığımı fark ettim. Yazmak beni ve hayatı bana anlatmak demekti benim için. O yıllarda bir kitap yazma fikri ile yazmadım. Sadece yazdım. Bu arada, öğrencilik bitti ve profesyonel iş hayatım birçok farklı iş ve görevden sonra beni eğitmen olma noktasına kadar getirdi. 1999 yılında eğitimler vermeye başladım. Öğrettikçe daha da çok şey öğrendim. Nihayet öğrendiklerim yazıyla kesişti ve benden taştı. Şu an hayatımı eğitimler vererek kazanıyorum. Ancak kendimi sonsuz sayıda basamaktan oluşan olgunlaşma yolculuğunun basamaklarında öğrenmeye hevesli bir çocuk olarak görüyorum. Yazmaksa en eğlenceli oyunlardan biri benim için.


Son kitabınız "En Büyük Eserin Sensin", ilk kitabınız olan "Başarının Psikolojisi" ' nin devamı niteliğinde midir?


Burada bir yanlış anlamayı düzeltmek isterim. İkisi faklı kitaplar değil. "En Büyük Eserin Sensin", "Başarının Psikolojisi" adlı kitabımın yenilenmiş ve genişletilmiş 5. baskısı. (Geçen hafta 6. baskı oldu aslında.)


"En Büyük Eserin Sensin" i, yazmanızın başlıca nedenleri nelerdir?


Bu soruya kitabımın giriş bölümünden bir alıntıyla cevap vermek isterim;


Beni bu kitabı yazmaya götüren temel dürtü sanırım – anlamak oldu. Yazdıkça kendimi, insanları ve hayatı daha derinden anladığımı “biliyordum”. Yazdıklarım en çok da bana bir hediyeydi. Yazmanın doğası böyledir. Biraz da kendim için ve kişisel sebeplerle yazdım yani – bencilce belki ama anlaşılır. Yazdıkça öğreniyor ve kendimle yeniden tanışıyorum.


Beni bu kitabı yazmaya götüren ikinci dürtü de – yine sanırım; anlaşılmak. Ben de herkes gibi beni anlayan dostlarım olsun istiyorum. Söylediklerimi anlayacak ve üzerine fazlasını koyarak bana yeni dünyaların pencerelerini aralayacak dostlar. Aslında hem size sığınıyor hem de size kucak açıyorum. Dostluk için yazılmış bir kitap yani. Hem kendimle hem sizinle. Tabi sizin izniniz ve kabulünüz olursa.


Bu kitapla ben de bir kanat çırpmak, suya bir taş atmak istedim. Bugüne kadar birilerinin hayatında kasırga yarattım mı bilmiyorum. Öyle olduğunu söyleyenler var. Ama bir gün yaratabilecek bir şey yapmış olduğumu bilmek olağanüstü.


Sizin için özel olan ya da en çok eleştiri aldığınız kitap hangisidir?


Tüm yazdıklarım benim için özel. Bununla birlikte "0'dan 1'e" kitabım bana beni anlattığı ve sorularıma bir cevap olduğu için yeri ayrıdır. İnce bir kitaptır. Ama en az sayıda kelimeyle en çok şeyi anlatmaya soyunduğum bir kitaptır. Hazır olmayan için anlaşılmaz; hazır olan için ise basit ve keyiflidir.


Türkiye'de bir kişinin yılda ortalama 3-4 kitap okuduğu gerçeğine söylemek istedikleriniz nelerdir? Bu oranı arttırabilmek için sizce neler yapılmalıdır?


Kitap okumak öğrenilebilir bir beceridir ve alışkanlık olarak edininceye kadar disiplin ister. O yüzden toplumun değerleri hayatta kolay ve keyif veren yolları yücelttikçe kitap okuma oranını yükseltmek kolay olmayacaktır. Bununla birlikte hayatı boşalan ve anlamsızlaşan insanların bir çıkış aradıklarını da düşünürsek insanların içindeki boşluğu aynen iyi dostlar gibi kitaplar da doldurabilir diye düşünüyorum. Fakat her dostluk biraz zaman ve emek ister.


Burada kalkıp kitap okumayı toplumda özendirmek için siyasetçileri, bizi yönetenleri göreve çağırmayı fazla anlamlı bulmuyorum. (Sesimi duyarlar mı ve duyarlarsa bu onları harekete geçirir mi emin değilim) Sadece kitap okumanın değerini bilen tüm dostlarıma, kitap okumayan sevdiklerini kitap okumaya teşvik etmelerini önereceğim. Tüketim çılgınlığının yaşandığı günümüzde hiç olmazsa sevdiklerine özel bir kitap hediye etmelerini isteyeceğim.


Seslendiğiniz kitleye doğru şekilde ulaşıyor musunuz? Bu kitleden beklentileriniz nelerdir?


Aslına bakarsanız tüm bu kitabı bir tek kişiyi – dostluğumu kabul ederek beni onurlandıracak kişiyi, sudaki halkaların erişeceği kişiyi, hayatında bir kasırga yaratacak kişiyi harekete geçirmek için yazıyorum. O bir tek kişinin, sırf bu kitabı okuduğu için hayatı daha çok sevgiyle, daha huzurlu, daha doya doya, daha dolu dolu… yaşadığını hissetmek bana yetecek. Ve kim bilir, belki de o kişi, sizsinizdir. Şu an bunun için bir şansımız var ve içtenlikle diliyorum ki o kişi siz olun.


Diğer yandan içten içe biliyorum ki aslında bir kitleye seslenmiyorum. Benim tüm sözlerim önce kendimedir. Kendimi bir milim yerimden oynatabilirsem dünyayı yerinden oynatmış sayarım kendimi. Hayatta bir tek kişi güce erişme hırsı, mücadele, yarış, rekabet yerine sevgi, paylaşım, dostluk duygularıyla yaşamayı becerebiliyorsa her şeye rağmen o büyük bir ışık getirmiştir dünyaya ve herkes ışığı takip eder karanlıkta.


Peki Kitap Okuyoruz . com hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?


Hizmetinizden ve girişiminizden ötürü tebrik ederim. Çok başarılı ve hayırlı işlere vesile olacağınıza inanıyorum.


Röportaj için teşekkürler. Başarılarınızın devamı dileği ile.


Ben teşekkür ederim.


İrtibat & Düzenleme : Uğur ADSAY




Bilinçli Bir Toplum Adina! 2007-2011 KitapOkuyoruz.com
Sitedeki yazilarin tüm haklari ve sorumlulugu yazi sahiplerine aittir.
Yazilarin izin alinmadan kopyalanmasi ve kullanilmasi 5846 sayili Fikir ve Sanat Eserleri Yasasina göre suçtur
.
kitap ucuz kitap yeni kitaplar en çok satan kitaplar çok satan kitaplar Yemek Tarifleri


Takip Edilenler
Puanlananlar
Röportajlar
Yardim Bekleyen Okullarimiz (!)
Tesekkürler