Tasavvufi Hadis Şerhleri Ve Konevinin Kırk Hadis Şerhi





Kitabın Yazarı :  Hasan Kamil Yılmaz

Kitabın Yayınevi :  Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları

Basım Tarihi :   1990

Gösterim :   388

Ekleyen :   Kitap Okuyoruz



Toplam 0 Kişiden / Ortalama 0 Puan

Puan Verin :
Bu Kitabı Facebook'ta Paylaş Bu Kitabı Twitter'da Paylaş Bu Kitabı Friendfeed'te Paylaş Bu Kitabı MySpace'te Paylaş

Tasavvufi Hadis Şerhleri Ve Konevinin Kırk Hadis Şerhi Açıklama

İslam / Din



Genel anlamda mistisizm, "insanın dünyaya karşı tavır koymasının ve kendi içindeki hakikati aramasının " adıdır. Bir bakıma bütün inanç sistemlerinin ve felsefi ekollerin ortak yanıdır. Tavırlar farklı olmakla birlikte, bütün sistemlerde mistik anlayış vardır. Tasavvuf ise İslâm rûh hayatının ve manevî olgunluğuna erme yolunun adıdır. İslâm ın tefekkür, şuur ve kültür mirasının bir parçasıdır tasavvuf. İslâm tasavvufu, Kur an ın "tezkiye", "takva" ve "tebettül" lâfızlarıyla anlattığı ibâdet, ahlâk ve nefs terbiye yoludur. Bu yüzden diğer İslâmî ilimler gibi, Hicrî ikinci ve Üçüncü asırda, metodu ve hedefi olan bir ilim olarak ortaya çıkmış, önceleri zâhidlik ve zühdî yaşayış tarzında gelişmiş, bilâhare tasavvuf adıyla sistemleşmiştir. Tasavvuf cereyanının ortaya çıkmasında iki önemli âmil rol oynamıştır: Manevî ve içtimâi. Tasavvufun ortaya çıkışını sağlayan asıl âmil, mânevi âmildir. Bu, İslâm ın temel kaynaklan olan Kur an ve sünnetteki esaslardır. Kur an ve sünnette insanları tasavvufi düşünce ve zühdî yaşayışa yönlendiren pekçok mesajlar vardır. Nitekim bunlardan bazılarını şöyle sıralamak mümkündür: Kur an ın beyanına göre Hz. Peygamber in risâlet görevinin şümulüne giren vazifelerden biri de tezkiyedir (el-Cum a(62), 62). Allah Teâlâ, nefsini tezkiye edenin kurtuluşa ereceğini müjdelemekte (eş-Şems(91), 9-10), kuru ve katı kalpliliğin kötülüğünü ve Allah ın zikrine fırsat vermediğini (ez-Zümer(39), 22), âhirette işe yarayacak gönlün, kalb-i selîm olacağını (eş-Şu-arâ(26), 88-89) haber vermektedir. Kitâb ı öğreten kimselerin rabbani âlimler olması gerektiğini belirten (Alü İmrân(3), 79) Yüce Mevlâ, Allah ın adını anarak tam bir yönelişle O na yönelmek gerektiğini beyan buyurmaktadır (el-Müzzemil(73), 8). Kur an, îman ehli kişilerin Allah Teâlâ yı çok sevdiklerini haber vermekte (el-Bakara(2), 165) ve bu sevginin karşılıklı olduğunu; yani Allah ın kulları, kulların da Allah ı sevdiklerini (el-Mâide(5), 54) belirtmektedir. Kur an da 254 yerde geçen zikir lâfzı, kesretten kinaye olarak, kulun Allah ı unutmaması gerektiğini ifâde etmektedir. Kur an daki bu tür emir ve mesajlar, İslâm ruhî hayatının temellerini teşkil eden ve bu düşüncenin oluşumunu sağlayan esaslardır, İslâm ruh hayatının Kur an dan delillerini çoğaltmak ve bunları her tasavvufi ıstılaha mesned olacak tarzda artırmak mümkündür. Ancak biz burada, İslâm ın kendi bünyesinin, böyle bir sistemin ortaya çıkışını zarurî kıldığını ve buna manevî âmil dediğimizi ifâde etmek istiyoruz. Gözlerimizi saadet çağına çevirip Hz. Peygamber in hayatını incelediğimiz zaman, orada İslâm ın ruh hayatının tatbiki örneklerini, zühdî ve tasavvufi yaşantının saf numunelerini görürüz. Hz. Peygamber in vahiy gelmeden önce evinden barkından ayrılıp Hirâ dağındaki mağaraya inzivaya çekilmesi, Medine döneminde Ramazan ayının son on gününde i tikâfa girmesi, tasavvufta çile, erbain, ya da halvet adı verilen yalnızlık hayatına benzemektedir. Hz. Peygamber in bütün hayatı, riyazat, tefekkür ve zühd denilen ruhî tecribelerle doludur. O, peygamber ve devlet başkanı olduğu halde, söküğünü yamamaktan, merkebe binmekten, yün, ya da kıldan yapılmış elbise giymekten, kölelerle bir arada bulunmaktan çekinmemiş, en sıkıntılı zamanlarında, en dar anlarında bile insanlara yardımcı ve destek olmaktan geri durmamıştır. Nefsi için asla kızmaması, intikam almak ve beddua etmek gibi bir zaafa kapılmaması, O nun Hakk m yardımıyla nefsini ne ölçüde tezkiye ve terbiye ettiğini gösterir. İbâdeti "ihsan " terimiyle, "Allah ı görüyormuşçasına kulluk " şeklinde tarif ve ifade eden Allah Rasûlü, ömrü boyunca îmanını "ihsan " olarak yaşamış ve ashabını o modele uydurmaya gayret etmiştir. O nun mümtaz ashabı, en büyüğünden en küçüğüne kadar, Muhammedi mektebin talebeleri olmuş, nefs engelini aşarak, Allah, Rasûlullah ve İslâm için herşeylerini fedaya hazır olduklarını göstermişlerdir. Dünya cazibe ve gailesine asla aldırmamışlardır, İslâm ın sınırlan genişledikçe sorumluluk ve yüklerinin arttığını, dünya nimetleri çoğaldıkça tehlikenin ziyâdeleştiğini ifâde ederek zühd ve takva yolunu "eşlem tarik " olara


Diğer Sitelerde Tasavvufi Hadis Şerhleri Ve Konevinin Kırk Hadis Şerhi Kitabı :














 :: Yazilan Yorumlar
    Sadece Üyeler Yorum Yazabilir

Henüz bir yorum eklenmemistir.



Bilinçli Bir Toplum Adina! 2007-2011 KitapOkuyoruz.com
Sitedeki yazilarin tüm haklari ve sorumlulugu yazi sahiplerine aittir.
Yazilarin izin alinmadan kopyalanmasi ve kullanilmasi 5846 sayili Fikir ve Sanat Eserleri Yasasina göre suçtur
.
kitap ucuz kitap yeni kitaplar en çok satan kitaplar çok satan kitaplar Yemek Tarifleri


Takip Edilenler
Puanlananlar
Röportajlar
Yardim Bekleyen Okullarimiz (!)
Tesekkürler