Selamünaleyküm, yok günaydın, yok yok merhaba!

Selamünaleyküm, yok günaydın, yok yok merhaba!

Bir vakıf üniversitesinde görevli yabancı öğretim üyesinin yaşadığı selam kargaşası, ülkemizde göstergelere aşırı ideolojik anlamlar yüklemenin doğurduğu sorunun bariz bir göstergesi.


"Biz toplum içerisinde kullandığımız dille şekilleniriz" diyen Heidegger'in vecizesinde dilin ve dildeki göstergelerin varlığımız, kimliğimiz ve yaşamımız için ne derece önemli olduğunu vurguladığını belirten yazar Yusuf Devran'a göre "ülkemizde göstergelere aşırı ölçüde ideolojik anlamlar yüklendiği için göstergeyi kullanmak ateşle oynamakla eşdeğer hale geldi"


"Öyle ki bir metni inşa ederken veya okurken kendimizi ideolojik olarak konumlandırmaktan kurtaramıyoruz. Bu bakışaçısı çevremizdeki bireylerle kurduğumuz iletişimi de etkisi altına alıyor ve söylemlerimizi etkiliyor" diyen Devran, Göstergeler ve Halimiz adlı kitabında okuyucularına "niçin" sorusunu sordurup bir an bile olsa düşündürebilmeyi amaçlıyor..


İTALYAN ÖĞRETİM ÜYESİNİN SELAM ÇIKMAZI


"Bu kitabın ilginç bir hikâyesi var" diyen Yazan Yusuf Devran, kitabı kendisine yazdıran hatırasını şöyle anlatıyor:


"Aralık 2008'in ilk günleriydi. İSAM'da arkadaşım Dr. Nuri Tınaz'ın odasında bir vakıf üniversitesinde öğretim üyesi olan bir İtalyan'la karşılaşmıştım.


Nuri Bey bizi tanıştırdıktan sonra birbirimize ilgi alanlarımızdan söz etmeye başladık. İtalyan akademisyen son dönemlerde Türkiye'de yaptıkları seçmen davranışı araştırmalarından söz ederken ben de bu aralar üzerinde yoğunlaştığım medya ve ideoloji konusundaki çalışmalarımı anlatmaya başladım.


Sohbet ilerledikten sonra bana derse girdiğimde öğrencilere nasıl selam verdiğimi sordu. Ben de kendisine "good morning" cevabını verdim.


Soru bana biraz ilginç geldi ve ben de "Ya siz nasıl selam veriyorsunuz" dedim. O da bir zamanlar "selamün aleykum" sonra ise "günaydın" dediğini ama en sonunda "merhaba"ya karar kıldığını söyledi. Gerekçe olarak da "selamün aleykum" veya "günaydın" derken farklı algılandığını o yüzden de nötr bir anlamı olduğunu düşündüğü "merhaba"yı tercih ettiğini belirtti.


Ardından Türkçenin diğer dillere oranla aşırı düzeyde ideoloji ile yüklenmiş bir dil olduğunu ifade etti. Nitekim bu sohbetin ardından göstergelere ve söylemlere ilişkin bir kitap yazmaya karar verdim."


Yazar kitabına nasıl tepkiler geleceğini de merak ediyor: "Bu kitap teorik bir eser olmadığı için anlama ilişkin felsefi tartışmalara girilmeyecektir. Tartışmalar gösterge olgusu etrafında şekillendirilerek göstergeye dair bazı ipuçları verilecek ve göstergenin yaşamımız için ne derece önemli olduğuna dikkat çekilecektir. Göstergeler ve Halimizin amacı bu ülkenin, toplumumuzun ve özelde bizlerin hikâyesini göstergeler ve söylemler üzerinden anlatmaktır. Kitap okuyucularına "niçin" sorusunu sordurup bir an bile olsa düşündürebilirse amacına ulaşmış olacaktır. Kısa ve sade bir dille ele alınan bu kitaba ilişkin, akademik bir amaçla yazılmamış olmasma rağmen, özellikle dilbilimcilerin, sosyologların ve psikologların nasıl bir yorum yapacağı doğrusu merak konusudur"


ÖNYARGI KURBANI OLMAMA ÇABASI


"Bireyler ideolojik değerlendirmelerin ve önyargıların kurbanı olmamak için etrafa uygun göstergeleri seçmeye özen gösteriyor" diyen Yazar Yusuf Devran, "Bu yüzden herhangi bir ideolojik çağrışımı olmayan nötr göstergeler kullanmayı tercih ederek taraflara eşit olduğunu ifade etmeye, kendilerini daha güvende tutmaya ve herkesle iletişim kurabileceği mesajını vermeye çalışıyor." şeklinde sürdürüyor sözlerini.


Anadolu Aydınlar Ocağı'nın yayınladığı Göstergeler ve Halimiz adlı eser temelde iki argüman etrafında şekillenmekte: Birincisi göstergelerin, referanslarıyla bağlarının giderek zayıflaması ve muğlaklaşması nedeniyle birşey ifade edemez hale gelmesi, ikincisi ise göstergelere aşırı ölçüde ideolojik anlamlar yüklemeye çalışmamız neticesinde toplumsal sıkıntılar yaşamamız.


"Niçin göstergeler?" sorusu ile başlıyor kitaptaki bölümler ve "Göstergeler ve Anlam, Gücünü kaybeden dilimiz, referansın önemi, göstergeleri korumak toplumu korumaktaır, anın yaşanması ve geleceğin yok oluşu, başkalarının dününü yaşamak" gibi ilginç ve düşündürücü makalerlerle sürüyor. Göstergelere Anlam yüklenmesi, göstergelerin istismarı gibi açılımlarla ilerleyen kitabın ilginç bir makalesi de "Ad değil, rozet takıyoruz" adını taşıyor. Gerçek ve kurmaca kargacası ve göstergeler ve işgal algısının sorgulanması ile süren makaleler, zihinsel resimler ve görünmek, olmak için yeterli değildir" başlıklı makaler ile sona eriyor...




Haber Ekleyen : Uğur Adsay

Okunma : 1585

Yorum : 1
Bu Habere Yorum Yaz
Bu Haberi Facebook'ta Paylaş Bu Haberi Twitter'da Paylaş Bu Haberi Friendfeed'te Paylaş Bu Haberi MySpace'te Paylaş




 :: Yazilan Yorumlar
    Sadece Üyeler Yorum Yazabilir


Azra  : Hakkinda
Azra

Onur Üyesi / Üstad

2026
çok beğendim! - 18/12/2009 20:37:45
ülkemizde göstergelere aşırı ölçüde ideolojik anlamlar yüklendiği için göstergeyi kullanmak ateşle oynamakla eşdeğer hale geldi evet Yusuf Devran'a katılıyorum. seçtiğimiz kelimeler aslında bizim hayata bakışımızı, inanışımızı, ve daha bir çok noktada etkilidir.
ama bu anlam çatışmasından korunmak için nötr ifadeler, nötr yaşamlar seçer hale geldik, çok üzücü ve bir o kadar düşündürücü.
teşekkürler Uğur Adsay bu paylaşım için...

her söylediğini bil ama her bildiğini söyleme!



Bilinçli Bir Toplum Adina! 2007-2011 KitapOkuyoruz.com
Sitedeki yazilarin tüm haklari ve sorumlulugu yazi sahiplerine aittir.
Yazilarin izin alinmadan kopyalanmasi ve kullanilmasi 5846 sayili Fikir ve Sanat Eserleri Yasasina göre suçtur
.
kitap ucuz kitap yeni kitaplar en çok satan kitaplar çok satan kitaplar Yemek Tarifleri


Takip Edilenler
Puanlananlar
Röportajlar
Yardim Bekleyen Okullarimiz (!)
Tesekkürler